Sosyal Gastronomi

Sosyal Gastronomi

HATAY NARENCİYE HASADI

Hatay’ın bereketli topraklarında dalında kalan umudu, 6.000 üniversiteli gönüllü ile yeniden yeşerttik. Hem toprağı iyileştiren hem de dayanışmayı büyüten bu projeyle; ekolojik dengeyi koruduk, ürünleri ekonomiye kazandırdık ve "iyiliği" paylaştık.

Proje Hikayesi
Türkiye’nin Narenciye Kalbi: Hatay Hatay, sahip olduğu 9.4 milyon meyve veren ağaç ile Türkiye’nin toplam turunçgil üretiminde stratejik bir öneme sahiptir. Ülke genelindeki mandalina üretiminin %36’sını, limon üretiminin %10’unu ve portakal üretiminin %13’ünü tek başına karşılayarak bu alanlarda zirveye oynamaktadır. Ancak 2024 yılında, deprem felaketinin yarattığı iş gücü kaybı ve göç, bu bereketli topraklarda sessiz bir krizin habercisi oldu.

Krizden Doğan Ekolojik Tehdit Mevsimlik işçilerin bölgeye gelememesi nedeniyle tonlarca ürün dalında kaldı. Hasat edilmeyen meyveler, yalnızca ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda ciddi bir ekolojik tehdit oluşturuyordu. Ağaçta çürüyen ürünler; Akdeniz meyve sineği popülasyonunu artırma, toprağın pH dengesini bozma ve komşu bahçelere hastalık yayarak gelecekteki rekolteyi düşürme riski taşıyordu.

Çözüm


Gençliğin Gücü ve Dayanışma Bu soruna çözüm üretmek adına Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle dev bir gönüllülük hareketi başlatıldı. GSB Gönüllülük Sistemi’ne kayıtlı 6.000 üniversite öğrencisi, yerel yönetimlerin de desteğiyle Hatay’a akın etti. Gençler, 600’den fazla bahçeye girerek sadece meyveleri değil, bölge halkının umudunu da topladı.

Döngüsel Fayda
Ekonomi, Yardım ve Toprak Toplanan ürünler, "sıfır atık" prensibiyle ve çok yönlü bir fayda modeliyle değerlendirildi:

Ekonomiye Katkı
Kalitesi yüksek, kullanılabilir meyveler paketleme tesislerinde işlenerek pazar zincirine dahil edildi ve üreticiye ekonomik değer sağlandı.

Sosyal Dayanışma
Ürünlerin önemli bir kısmı, Gönül Mutfağı aracılığıyla deprem bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı.

Toprağa Dönüş
Tüketime uygun olmayan meyveler ise çöp olmak yerine kompostlanarak, Hatay’ın toprağını güçlendirmek üzere doğal gübreye dönüştürüldü.

Gelecek Vizyonumuz Bu proje, tarımın sadece bir üretim faaliyeti değil, bir toplumsal dayanışma aracı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Şef Ebru Baybara Demir’in de vurguladığı gibi:

"Ülkemizin tarımının geleceği için gençler çözümün bir parçası olabilir ya da ÇÖZÜMÜN TA KENDİSİ."

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

SAVUR MANTAR ATÖLYESİ
 

Mantar Atölyesi projesiyle, toplulukların entegrasyonunun yanı sıra bölge için elverişli bir üretim alanı kurularak katılımcıların sürdürülebilir gelir elde etmesi amaçlandı. Proje kapsamında 600 metrekarelik bir mağarada mantar atölyesi kuruldu. Kadınlar, mantar yetiştiriciliğinde sağlıklı tarım uygulamaları konusunda eğitildi.

20’si Suriyeli sığınmacı, 15’i ise bölge halkından olmak üzere toplam 35 kadın, sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olarak devletten maaş alarak süreci tamamladı. Buna ek olarak, kadınlar tarafından üretilen mantarlar büyük perakende zincirlerine satıldı ve böylece kadınların gelir sürekliliği sağlandı.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

ORTAK DİLİMİZ TOPRAK OLSUN

Çocuklar için özel tasarlanan “Ortak Dilimiz Toprak Olsun, Çocuk ve Tarım” projesi iki kültürün tarımsal faaliyetler aracılığıyla entegrasyonunun sağlanmasını amaçladı. Mardin Bahçeşehir Koleji’nin arazisinde başlayan projede 40 sığınmacı ve 40 yerel halktan çocuk birlikte eğitim aldı. Çalışmalardan elde edilen verim, projenin farklı okullara da uygulanmasını sağladı.  

Teorik bilgi ile uygulamanın eş zamanlı yürütüldüğü program kapsamında, uluslararası literatürden ve çocuklara yönelik drama tekniklerinden yararlanılarak her hafta ziraat mühendisleri tarafından öğrencilere toprak ve tohum yetiştirme konularında eğitim verildi. “Toprak nasıl hasta olur?”, “Nasıl iyileşir?”, “Sağlıklı gıdalar nasıl yetiştirilir?”, “Atıklarımızı nasıl yönetiriz?” başlıkları eğitim içeriğinde yer aldı.

Eğitim sürecinde 8–12 yaş grubundaki öğrenciler kendi okullarının bahçesinde toprakla tanıştı, ata tohumu ile ekim yapmayı öğrendi, çilek ve patates bahçelerinde toprağın dönüşümünü ve tohumun gelişim sürecini gözlemledi. Öğrenciler, hasat ettikleri ürünlerle reçel ve benzeri ürünler hazırladı, kendi markalarını oluşturdu ve okul bünyesinde düzenlenen kermeslerde satış gerçekleştirdi.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE PATATES EKİMİ
İklim Değişikliğinin Etkilerine Karşı Gıda Güvenliğinin Sağlanması

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde iklim değişikliği ve yaklaşan gıda krizi, kurak iklim koşullarında yetişebilecek yeni ürünlerin araştırılması ihtiyacını ortaya koydu. Bu doğrultuda gönüllü olarak çalışmalar yürüten Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği (GİKAD), KKTC’de iki yıldır kompost projeleri üzerinde çalışan Şef Ebru Baybara Demir’in desteğiyle planlamalarını hayata geçirdi.

Projenin temel amacı, Kıbrıs’taki mevcut ürün desenini ve tarımsal çeşitliliği koruyarak iklim değişikliğinin etkilerine karşı bir acil durum ve uyum planı geliştirmekti.

Kıbrıs’ın iklim ve toprak koşullarına uyum sağlayabileceği değerlendirilen Niğde Patatesi’nin deneme ekimi için Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ile iletişime geçildi ve deneme ekimi, KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirildi. Bakanlığın gözetiminde belirlenen parsellere bir ton Niğde Patatesi ekildi ve gözlem ile takip süreci başlatıldı. Minimum suyla gelişme özelliğiyle bilinen Niğde Patatesi çeşidinin hasadı yüksek verimle tamamlandı.

Deneme ekiminin başarılı sonuçlanması, projenin hedeflerine ulaştığını gösterdi ve mevcut ürün deseninin korunarak ülkenin tarımsal çeşitliliğinin artırılması amacıyla yeni deneme çalışmalarının önünü açtı.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

HARRAN GASTRONOMİ OKULU

2011’de başlayan Suriye savaşı birçok Suriyelinin başka ülkelere göç etmesine sebep oldu. Türkiye’nin yaklaşık üç buçuk milyon geçici koruma altındaki mülteciye ev sahipliği yaptığı dönemde mevcut işsizlik oranları yükselirken entegrasyon toplum içinde önemli bir gündem maddesi oldu.

Harran Gastronomi Okulu Projesi, 2016 yılında Şanlıurfa’da Harran Kaymakamlığı’nın desteğiyle Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından gerçekleştirildi. O dönem nüfusu 108 bin olan Harran’da 20 bin Suriyeli mülteci yaşarken, bölgedeki en önemli gündem konusu işsizlikti. Harran Gastronomi Okulu Projesi sayesinde, bir iş modeli oluşturmak amacıyla insanların kültürel bilgi ve becerileri eğitimlerle geliştirildi. Proje ile geleneksel yemek kültürü hakkında bilgi ve veri toplandı, tarifler hazırlandı ve katılımcılara bu bilgiler ışığında eğitim verildi.

Proje kapsamında Harran bölgesinin ve Harran sığınmacı kampının mutfak kültürü envanteri kayıt altına alındı ve tarifler haline getirildi. Harran’daki 160 kişiye aşçılık ve mutfak eğitimi dersleri verildi, 12 kadın eğitmen olarak yetiştirildi.

Okuma yazma dahi bilmeyen bu kadınlar Fransa’da Lyon’da ve İstanbul’da düzenlenen Sirha Gastronomi Fuarı’na katıldı ve pişirdikleri yerel yemeklerle büyük beğeni kazandı. Eğitim alan 108 kişi, programı başarıyla tamamladıktan sonra farklı alanlarda istihdam edildi. Kültürel bilgi ve kabiliyetlerini aldıkları eğitimle üretime dönüştüren bu kişiler, mutfakta çalışarak geçimlerini sağlamaya ve beraberlerinde getirdikleri geleneksel yemek kültürünü gelecek nesillere aktarmaya devam etmekteler.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

ARI VARSA HAYAT VAR

Düzenlenen Arıcılık ve Bal Üretimi Programı ile arıcılık, bal üretimi ve kovan verimliliği gibi konularda bilinçlendirme çalışmaları yapılarak arı türünün devamlılığının sağlanmasına destek olmak amaçlandı. Projenin bir diğer amacı ise sağlıklı ve yerel bal üretim faaliyetlerini Mardin ili ve çevresinde yaygınlaştırmak ve bu alanın, özellikle ekilecek araziye sahip olmayan bölge halkı ile kadınlara sürdürülebilir gelir sağlamasıydı.

Katılımcılar önce teorik eğitimlerini, ardından Mardin’in Derik ilçesinde pratik eğitimlerini tamamladı ve arıcılık ile bal üretimini öğrendi. Bu sayede katılımcılar, hayatlarını arıcı ve bal üreticisi olarak sürdürebilme imkânı elde etti ve kendileri için yeni bir iş olanağı oluşturdu.

Proje süresince faydalanıcılara arı yetiştiriciliği, bal üretimi, Türkçe, iş sağlığı ve güvenliği ile hijyen konularında eğitimler verildi. Proje katılımcılarına sağlanan kovan ve gerekli ekipmanlar ile üretim yapmaları sağlandı.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

TOPRAKTAN TOPRAĞA BİYOBOZUNUR ATIK YÖNETİMİ

“Topraktan Toprağa Biyobozunur Atık Yönetimi Projesi”, pazaryerlerinde oluşan kullanılamaz durumdaki sebze ve meyvelerin çiftçiler için komposta dönüştürülmesini, kullanılabilir olanların ise aşevlerinde sıcak yemeğe dönüştürülmesini sağlayarak gıda israfını önlemeyi amaçladı.

Projenin temel amacı, topraktaki su kullanımını azaltarak tarımsal kuraklığın etkilerini azaltmak ve kompost kullanımı yoluyla sağlıklı gıda için tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamaktı. Aynı zamanda, gıdaya erişimin giderek kısıtlandığı bir dönemde gıda israfının önlenmesine katkıda bulunmak hedeflendi.

Tarımsal kuraklıkla mücadele kapsamında yürütülen araştırmalar sonucunda, toprağın geri kazanılması ve bu süreçte kompost kullanımının gerekliliği ortaya çıktı. Kompost için gerekli biyolojik olarak parçalanabilir atığın en kolay ve yoğun şekilde erişilebilir olduğu alanlar pazaryerleri olarak belirlendi ve pazaryerlerinde yapılan gözlemler doğrultusunda proje hazırlandı. Yatırım ve işletme maliyeti bulunmayan projenin pilot uygulaması, Nisan 2021’de Diyarbakır Kayapınar Belediyesi iş birliğiyle ilçedeki pazaryerlerinde başlatıldı.

Ebru Baybara Demir liderliğinde, gönüllü uzman ve akademisyenlerin desteğiyle uygulanan 45 günlük pilot sürede, pazarların kapanış saatlerinden sonra her gün bir pazaryerine gidildi ve günlük ortalama 3,5–4 ton sebze ve meyve toplandı. Toplanan bu gıdalar belediye tarafından inşa edilen kompost alanına taşındı ve ertesi gün parçalanarak kompost oluşumu için gerekli olan 6–8 haftalık sürece başlandı.

Bu süreçte, pazaryerlerinde bırakılan yaklaşık 300 ton sebze ve meyve atığının önemli bir bölümünün kullanılabilir gıdalardan oluştuğu tespit edildi. Kullanılabilir durumdaki gıdalar belediyenin aşevine aktarıldı. Aşevinde ihtiyaç sahibi kadınlar istihdam edildi ve gıda fazlası sıcak yemeğe dönüştürüldü. İhtiyaç sahipleri için günlük 1.200 öğün yemek hazırlandı; kalan ürünler ise paketli ve konserve gıdalara dönüştürülerek gıda bankalarına gönderildi.

Pilot uygulamanın sonuçları ölçüldü ve raporlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu tarafından incelenen proje takdir topladı ve Komisyon, projenin yaygınlaştırılması amacıyla bir alt komisyon kurulmasına karar verdi.

“Hayatı İyileştiriyoruz” sloganıyla yürütülen ve koordineli çalışmalarla sosyal bir kampanyaya dönüşen proje, Eylül 2021’de “Hayatı İyileştiriyoruz Çevre ve İklim Derneği” adıyla tüzel kişilik kazandı. Yaklaşık 4.000 gönüllü ve 6 akademisyenin desteğiyle proje; 13 ilde 54 belediyeye, İstanbul Uluslararası Havalimanı’na ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yayıldı.

 

Ürün resmi
Ürün resmi

ARTUKLU ve MAHALLELERİ TOPRAKTAN TABAĞA TARIMSAL KALKINMA KOOPERATİFİ
Yerel kalkınmanın destekleyicisi sosyal kooperatif anlayışı

2018 yılında Ebru Baybara Demir öncülüğünde kurulan Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Türkiye’nin ilk sosyal kooperatifi olarak yerel kalkınmayı kamu yararı odağında ele alan yenilikçi bir model sunmaktadır. Gönüllülük ve imece kültürünü temel alan kooperatif, geleneksel kooperatif anlayışını profesyonel yönetim, stratejik planlama ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla yeniden tanımlamaktadır. Kooperatif bünyesinde elde edilen tüm gelir, kâr payı dağıtılmadan yatırıma ve istihdama yönlendirilerek yerel ekonominin güçlendirilmesini hedeflemektedir.

Topraktan Tabağa, özellikle Mardin ve çevresinde yürüttüğü projelerle 170’ten fazla küçük üreticinin ürünlerini hak ettikleri fiyatlarla satın almakta; bu ürünleri paketleme birimi, üretim atölyeleri ve sabun fabrikasında katma değerli ürünlere dönüştürmektedir. Kurulan e-ticaret altyapısı ve mağaza ağı sayesinde yerel üretim Türkiye genelinde tüketiciyle buluşmaktadır. Bu yapı, çiftçiye düzenli gelir sağlarken bölgesel istihdamı da artırmaktadır.

Kooperatifin çalışmaları, iklim değişikliği ve kuraklığa karşı geleneksel tarım yöntemlerinin korunması ve yerel tohumların yaşatılması odağında şekillenmektedir. Aynı zamanda kırılgan grupların ekonomik entegrasyonunu destekleyen sosyal girişimlere öncelik verilmektedir.

2023 depremi sonrasında kooperatifin kâr amacı gütmeyen yapısı, Gönül Mutfağı Aşevi aracılığıyla deprem bölgelerine destek sağlayarak kritik bir rol üstlenmiştir. Bugün Topraktan Tabağa; üretimden tüketime uzanan entegre yapısıyla çiftçiyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve yerel kalkınmaya katkı sunmaya devam etmektedir.

 

www.topraktantabaga.com.tr

 

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

EKMEK ATÖLYESİ

Ekmek ve Çörek Atölyesi kapsamındaki eğitim programlarıyla, Suriyeli mülteci ve ev sahibi topluluk mensubu katılımcıların çörek ve ekmek üretimi konularında teorik ve pratik tarımsal bilgi ve becerileri geliştirilerek meslek edinmeleri amaçlandı. Hazırlanan reçetelerle yörede yetişen buğday çeşitleri değerlendirilerek, tam buğday unu ile üretilen yüksek kaliteli ekmek ve çörek ürünleri aracılığıyla yerel buğday ve çeşitlerinin üretim alanlarının yaygınlaştırılması hedeflendi. Elde edilen gelirle projede yer alan kadınların sürdürülebilir gelir elde etmesi de proje amaçları arasında yer aldı.

Atölye kursiyerleri her dönem, öncelikle Halk Eğitim Merkezi’nde teorik eğitimlerini tamamladı; ardından Cercis Murat Konağı mutfağında uygulamalı işbaşı eğitimlerini gerçekleştirdi. Kursiyerler proje kapsamında ekmek ve çörek üretimi, iş sağlığı ve güvenliği ile temel yaşam becerileri konularında eğitim aldı.

Resim yok

MUTFAKTA UMUT VAR

Mutfakta Umut Var Projesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Şükran Derneği ve Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı iş birliğiyle ve Şef Ebru Baybara Demir koordinatörlüğünde gerçekleştirildi.

Hedef kitlesini Ankara, İstanbul, İzmir, Mardin, Adana, Şanlıurfa, Hatay, Mersin ve Kilis illerindeki dezavantajlı ev sahibi topluluk mensupları ile geçici koruma altındaki Suriyeli yararlanıcıların oluşturduğu Mutfakta Umut Var Projesi; bir yandan dezavantajlı grupların sürdürülebilir geçim kaynaklarına erişimini sağlamak amacıyla son yıllarda ivme kazanan gastronomi turizmine ürün ve iş gücü kazandırarak istihdam oluşturmayı, diğer yandan ise bireylerin toplumsal hayata uyumlarını destekleyerek topluluklar arasında entegrasyonu güçlendirmeyi amaçladı.

Üç aylık mesleki ve teknik eğitimin ardından üç aylık uygulamalı eğitim programının yer aldığı proje kapsamında ev sahibi topluluk mensupları ile geçici koruma altındaki Suriyeli yararlanıcılar, öncelikle Halk Eğitim Merkezlerinde Aşçı Çırağı teorik eğitimlerini tamamladı; ardından restoran, kafe ve otellerin mutfaklarında işbaşı uygulamalı eğitimlerini gerçekleştirdi. Proje süresince faydalanıcılar aşçı çırağı, iş sağlığı ve güvenliği ile hijyen konularında eğitim aldı. WFP ortaklığıyla yürütülen projede eğitim alan katılımcılar, programın ardından uygun iş yerlerinde istihdama katıldı.

Proje, model olarak elde ettiği başarı doğrultusunda Türkiye genelinde altı farklı meslek dalında ve on ilde Sosyoekonomik Güçlendirme ve Sürdürülebilirlik Programı (SES) adıyla uygulandı.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

YAŞAYAN TOPRAK YEREL TOHUM

SORGÜL BUĞDAYININ CANLANDIRILMASI

Proje, Tarım ve Orman Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü desteği ve Şef Ebru Baybara Demir’in koordinasyonunda başladı. Arşivlenen 11 buğday türünden 5'inin küçük alanlarda ve geleneksel yöntemlerle ekiminin yapıldığı tespit edildi. Bunların içerisinde en eski durum buğdayı olması sebebiyle Sorgül çoğaltılmak üzere seçildi. 

2017’de bölgeden toplanan 2 ton Sorgül proje kapsamında eğitim alan 35 Türk ve 35 geçici koruma altındaki Suriyeli mülteci kadın ile tamamen geleneksel tarım uygulamalarıyla, zirai ilaç ve ek sulama yapılmadan 2 gönüllü çiftçinin 102 dönüm arazisine ekildi. 2018 yılında yapılan ilk hasatta 20 ton rekolteye ulaşıldı. Bir sonraki ekim için gönüllü arazi sahibi sayısı 6’ya ulaştı. Elde edilen 20 ton Sorgül yeniden tohum olarak ekildi. Yılar içerisinde çoğaltıma devam edilen Sorgül, bu yıl 360 kadın çiftçi ile 36.000 dönüm araziye ekiliyor.

Sorgül’ün çoğaltımı, gıdanın geleceği konusunda büyük öneme sahip. Sorgül Anadolu topraklarının kendi ürünü. Aynı zamanda zirai ilaç kullanmadan, ek sulama gerektirmeden ve geleneksel yöntemlerle ekimi yapılıyor. Bu nedenle geçtiğimiz yıllarda yaşanan bütün iklim değişikliği etkilerine karşı (ağırı yağış, kuraklık vb.) yüksek bir performans gösterdi.

Bu süreçte Sorgül, Türkiye’nin buğday ambarı olarak bilinen Konya Ovası’nda yaşanan kuraklığa çözüm olmak için deneme ekimi yapıldı ve başarılı oldu.

Bir bölümü katma değerli ürüne dönüştürülen Sorgül şu anda bir yandan çoğaltılmakla beraber bölgenin en değerli satış fiyatına sahip ununun üretimini sağlamaktadır. Sorgül unu ile üretilen makarna, kurabiye gibi ürünler ilk kez Topraktan Tabağa Kooperatifi’nin e-ticaret sitesinden satışa sunuldu.

Sorgül aynı zamanda Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin de ilk projesidir.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

HALEP SABUNLARI PROJESİ

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü desteğiyle başlatılan Halep Sabunları projesinde, 2018-2019 yılları arasında geçici koruma altındaki toplam 70 Türk ve Suriyeli mülteci kadın geleneksel Halep sabunlarının üretimi konusunda eğitimlerini tamamladı.

Bölgenin beslenme alışkanlıkları kırmızı ete odaklı olduğundan, dünyanın en iyi yenilebilir zeytinyağlarından birini üreten Derik zeytinlikleri kesilerek geleneksel tarıma veya inşaata açılıyordu. Zamanla %93'ü zeytinyağından oluşan Halep sabunlarının geleneksel üretimiyle birlikte özellikle pandemi döneminde Derik zeytinlikleri için talep yeniden oluştu.

Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi çatısı altında geliştirilen bu projede, geleneksel üretim konusunda eğitim alan kadınlar, 20.000 kalıp Halep Sabunu üretti. Geleneksel yöntemlerle üretilen bu sabunların kurutulması gerekiyordu ve ideal ortamda bu yaklaşık 1 yıl sürdü.

Pandemi döneminde turizmin durması nedeniyle gelir kaynaklarının kısıtlı olduğu bölgede yeni bir gelir kaynağı yaratmak amacıyla Halep Sabunları Şemim ismiyle markalaştırılarak online kanallardan satışa sunuldu. 20 bin kalıp sabun kısa sürede tükenirken, çalışan kadınlara gelir sağladı ve yeni üretim için sermaye yarattı.

Üretimin devam etmesi, zeytin çiftçilerinin geliri, zeytinyağı üreticilerinin kapasitesi ve bölgede talebin düşük olması nedeniyle yetiştiriciliği ve bakımı durdurulan zeytin ağaçlarının canlandırılması da dahil olmak üzere kendi ekosisteminin oluşmasına yol açtı.

Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi altında satılan Şemim Sabunları, günlük 1 ton Arap sabunu ve 1,5 ton kalıp sabun üreten bir üretim tesisine dönüştü. Artan talebin karşılanması için daha yüksek kapasiteli bir atölye inşa edildi. Aynı zamanda Derik zeytini ve zeytinyağı da kooperatifin ürünleri arasında yerini aldı.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

GÖNÜL MUTFAĞI AŞEVİ

HATAY / İSKENDERUN

Gönül Mutfağı, 6 Şubat 2023 tarihinde 11 ili etkileyen depremlerin ardından, depremzedelerin sıcak yemek ve gıda ihtiyacını karşılamak amacıyla gönüllü bir girişim olarak kuruldu.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle Hatay’ın İskenderun ilçesinde, Muhyiddin İbn-i Arabi KYK Yurdu’nda kurulan Gönül Mutfağı’nda bugüne kadar yaklaşık 4.000 gönüllü aktif olarak görev aldı. Bu süreçte 15 milyon koli gıda dağıtıldı ve 24 milyondan fazla öğün depremzedelere ulaştırıldı.

Gönül Mutfağı’nda yemeklerin hazırlanmasından pişirilmesine, gıda temininden lojistiğe kadar tüm süreçler gönüllülerin katılımıyla yürütüldü. Bu gönüllülük esaslı yapı, aşevinin “Gönül Mutfağı” adını almasının temelini oluşturdu. Depremzedelere ulaştırılan gıdanın ana kaynağını, bireylerin ve kurumların Topraktan Tabağa Tarımsal Kalkınma Kooperatifi aracılığıyla sağladığı destekler oluşturdu. Kooperatifin kâr amacı gütmeyen sosyal yapısı, Gönül Mutfağı’nın şeffaf, denetlenebilir ve güvenilir bir şekilde faaliyet göstermesine katkı sağladı. Sosyal kooperatif ilkeleri doğrultusunda hareket eden Topraktan Tabağa Kooperatifi, deprem bölgesinde ortaya çıkan ihtiyaçlara hızla uyum sağladı ve internet sitesi üzerinden aktif hale getirdiği “Deprem Yardımı” bölümüyle bireylerin ve kurumların doğrudan destek sunmasına imkân tanıdı.

Eylül 2023’te Hatay’ın İskenderun ilçesindeki İbrahim Çeçen Vakfı Konteyner Kent mutfağına taşınan Gönül Mutfağı, kurulduğu günden itibaren yalnızca sıcak yemek ihtiyacını karşılamakla kalmadı; hijyen malzemeleri ve erzak dağıtımı yaptı, iftar ve sahur yemekleri hazırladı, yaz aylarında soğuk su dağıtımı gerçekleştirdi. Ayrıca İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ve Kaymakamlık koordinasyonunda Hatay’daki ilkokullarda günlük yaklaşık 10.000 öğrenciye kahvaltı sağladı. Bu süreçte yerel üreticilerle kurulan iş birliği sayesinde, gönüllüler ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle narenciye bahçelerinde toplanamayan ürünler toplandı; kullanılabilir olanlar ihtiyaç sahiplerine dağıtılırken kullanılamaz durumdaki ürünler ise komposta dönüştürüldü.

Bölgede değişen ihtiyaçlara göre faaliyetlerini sürdüren Gönül Mutfağı, 2024–2025 eğitim ve öğretim yılından itibaren ilköğretim okullarındaki öğrencilere sıcak yemek ulaştırmak üzere çalışmalarına devam etti. Kurumların maddi ve ayni destekleriyle yürütülen Gönül Mutfağı Geleceğin Sofralarını Kuruyor projesi kapsamında, 5’inde yemekhane düzenlemesi tamamlanan toplam 13 okulda günlük yaklaşık 3.500 öğrenciye sıcak yemek ulaştırılmaktadır.

Temel kaynağını gönüllü bireyler ile kurumlardan sağlayan Gönül Mutfağı’na, sürdürülebilir kaynak yaratmak amacıyla Şef Ebru Baybara Demir’in 2023 yılında gastronominin Nobel’i olarak anılan Basque Culinary World Prize’a layık görülmesiyle sağlanan fonla kurulan Gönül Mutfağı Mardin Restoranı da destek vermektedir. Restoranın gelirleri, aşevinin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Gönül Mutfağı’na aktarılmaktadır.

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi

Gönül Mutfağı Geleceğin Sofralarını Kuruyor Projesi

Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi
Ürün resmi