YAŞAYAN TOPRAK YEREL TOHUM
SORGÜL BUĞDAYININ CANLANDIRILMASI
YAŞAYAN TOPRAK YEREL TOHUM
YAŞATAN KADIN, TOPLUMSAL ENTEGRASYON
Suriyeli Mülteciler ve Ev Sahibi Toplulukları için;
Toprağı Koruma ve İyi Tarım, Yerel Ürünlerle Geleneksel Gıda Üretimi,
Yerel Tohumların bulunması, çoğaltılması üzerine
mesleki ve işbaşı eğitimlerin verilmesi...
#MART 2018
PROJE ÖZETİ
Topraktan Tabağa; Yaşayan Toprak, Yerel Tohum, Yaşatan Kadın, Toplumsal Entegrasyon Neden Topraktan Tabağa? Dünya nüfusu gün geçtikçe artıyor, Birleşmiş Milletler’in yapmış olduğu açıklamaya göre; 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara ulaşacak ve nüfusun %65’i şehirlere taşınacak. Gıda kaynaklarının gittikçe azaldığı günümüzde üretim, gıda güvenliği ve şehirleşme arasındaki kritik ilişki endişe vericidir. Eskiden basit tarım yöntemleri ile insanlar doyuyordu ama artık bu kadar insanı doyurmak ancak ileri düzeyde tarım teknolojileri ile mümkün. Sadece iklim olayları değil, devletlerin tarım politikaları, bilimsel ilerlemeler, küresel eğilimler artık toprak üzerinde söz sahibi olmuş durumda.Eskiden yerel halklar mevsimsel koşullara uyumlu olarak üretiyor ve yerel pazarlarda satıyor, herkes doğal üretiyor ve besleniyordu. Günümüzde ise çoğalan nüfus, küreselleşme ve buna bağlı artan gıda ihtiyacı beraberinde tarımın endüstriyelleşmesini de getirdi. Ancak, tarım gelişirken yerel tohumlar ve bölgesel gen kaynakları unutulmaya ve yok olmaya yüz tuttu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda ve Tarım Gen Kaynakları Komisyonu insan sağlığı ve gelişiminde gereken doğru beslenmenin sağlanması için biyolojik çeşitliliğin esas olduğunu, ancak, biyolojik çeşitliliğin özellikle de genetik çeşitliliğin alarm verici bir seviyede yok olmakta olduğunu belirtmektedir. Yerel adapte olmuş çeşit ve ırklar göz ardı edilerek sadece bir kaç ticari bitki ve hayvan çeşit ve ırkının geliştirilmesi ve kullanılması; nüfus artışının getirdiği yük; doğal habitatların kaybolması ve çevresel bozulma ve iklim değişimi gibi faktörler biyolojik çeşitliliği tehlikeye atmakta. Türkiye bereketli topraklarıyla tarih boyunca tarımın anavatanı olmuştur. Anadolu toprakları farklı coğrafi özelliklere sahip, dört mevsimin hüküm sürdüğü, farklı yükseklik, rüzgar, yağış ve toprak kültürüyle zengin bir coğrafya. Bu koşullara bağlı olarak dünya üzerinde biyolojik çeşitliliği en zengin ülkelerin başında gelmekte. Sayısı 12.000’den fazla olan biyolojik çeşitliliğimizin 4.000 kadarı endemik; yani başka topraklarda yetişmiyor. Anadolu’da kendiliğinden 8000 yılda oluşmuş bir tohum kültürü var. Neden Mardin? Türkiye, 3.3 milyondan fazla Suriyeli mülteci ile dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesidir. Mardin nüfusunun %12’si Türkiye, 3.3 milyondan fazla Suriyeli mülteci ile dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesidir. Mardin nüfusunun %12’si kadar (yaklaşık 100 bin) Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Mardin’de işsizlik oranı TÜİK raporlarına göre toplam nüfusun %29’u kadardır. Ekonomisinin önemli bir kısmı tarıma dayanan Mardin’de son yıllarda yaşanan iklim değişikliğine bağlı olarak yaklaşan en büyük tehlike kuraklıktır. Ev sahibi topluluklar ve Suriyeli Mülteciler için işsizlik ve buna bağlı olarak büyük şehirlere göç Mardin’in çözüm bekleyen en büyük sorunlarından biridir. Sürdürülebilir ekonomiler içerisinde insanlara istihdam yaratmanın en uygun çözüm yolunun bu şartlar altında, hem ev sahibi topluluklar hem de Suriyeli Mülteciler için Mardin’de tarım olduğu görülmekte.
Yaşayan Toprak:
1 hektar toprakta 2.000 ton mikro organizma yaşıyor. Bu canlıların yaşam döngüsü toprağı besliyor. Toprağa uygun olmayan tek tip ticari tohum ekimi, kontrolsüz ilaç ve kimyasal gübre kullanımı, anız yakılması gibi uygulamalar toprağın doğal habitatına büyük baskı yaratmakta, toprağın besleyici ve büyütücü özelliğini yitirmesine sebep olmakta.
Yerel Tohum:
Yerel/ atalık tohumlar binlerce yıldır değişen koşullara uyum sağlayarak günümüze ulaşmayı başarmış örnekler, yaşamın sürdürülebilirliği için birer genetik hazinedir. Sağlıklı beslenme ve gıda güvencesi için gereken biyolojik çeşitliliğin büyük bir parçasıdır. Tek tip ticari tohuma mecbur kalmak, gıdada bağımlılığı ve açlığı beraberinde getirebilir. Önceden bilinmeyen bir hastalık ya da öngörülmeyen bir felaket, o çeşidi yok edebilir. Anadolu çiftçisinin yüzyıllardır ambarında saklayıp, ertesi yıl toprakla buluşturduğu atalık tohumları tehdit altında. Küçük çiftçiler piyasa şartlarının uygun olmaması nedeniyle bu çeşitleri terk ediyor. Tohumlarımızı korursak, toprağımızı da koruruz.
Yaşatan Kadın:
Önceliğimiz kadın istihdamı. Türkiye’de tarımda çalışan 5 milyon 998 bin kişinin, 2 milyon 842 bini, yani %47’si kadın. Tarımda çalışan kadınların %93’ü Sosyal Güvenlik Sistemi’ne kayıtlı değil. Kadınlar ekonomik ve sosyal alanda güçlendirildiğinde,ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve sürdürebilir kalkınma için liderlik ve değişimin temsilcisi olurlar. Kadın olmadan kırsal kalkınma olamaz. Toplumun beslenmesinde, gıda güvencesinde, ailelere ekonomik katkı sağlanmasında, ev içi ve ev dışı rolleri yerine getirerek sosyo-kültürel koşulların iyileşmesine katkıda bulunmasında, bu kadar önemli görevler üstlenen kadınlar, ne yazık ki kayıt dışılık, sosyal güvenlik uygulamalarından yoksun olma, yoksullukla baş başa kalma, girişimci olamama, emek-yoğun işlerde çalışma, mevsimlik tarım işçiliğinde bir yanda ağır koşullarda çalışma bir yandan da yer yer dışlamacılıktan dolayı toplumun en dezavantajlı gruplarından birini oluşturuyor. Kadınlarımızın önce eğitimi sonra istihdamını bu proje ile destekliyoruz.
Amacımız:
• Yerel tohumla üretim yapan küçük çiftçilere ulaşmak, onların yerel tohumla üretim yapmalarını sürdürülebilir kılmak.
• Her türlü doğa koşuluna ve hastalıklara dayanıklı tohumları ekerek kuraklık başta olmak üzere bizi bekleyen tehlikelere karşıönlem almak.
• Yerel ve mülteci kadın çiftçilerin Toplumsal Entegrasyonlarını sağlayarak ‘’iyi tarım uygulamaları eğitimleriyle’’ bilinçlenmelerinekatkıda bulunmak ve onlara istihdam sağlamak.
• Kısacası amacımız; önce toprağı ve doğayı, sonra insanı korumak.
Suriyeli Mülteciler ve Ev Sahibi Toplulukları için; Toprağı Koruma ve İyi Tarım, Yerel Ürünlerle Geleneksel Gıda Üretimi, Yerel Tohumların bulunması, çoğaltılması ve mantar yetiştiriciliği üzerine mesleki ve işbaşı eğitimlerin verilmesi...
PROJE PARTNERLERİ
PROJE EKİBİ
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
Hayatım Yenibahar Ekonomik Kalkınmayı ve Sosyal Girişimi Destekleme Derneği Topraktan Tabağa, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri
PROJE DESTEKÇİLERİ
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB)
TBMM İdari Amiri Ceyda Bölünmez Çankırı
Mardin Valiliği
Mardin Artuklu Kaymakamlığı
Mardin Artuklu Belediyesi
Mardin Savur Kaymakamlığı
Mardin Bahçeşehir Koleji
Sentromer DNA Teknolojileri
Aybasol Sıvı Vermicompost
PROJE EKİBİ
Proje Müdürü: Ebru Baybara Demir
Proje Koordinatörü: Zeynep Milli
Proje Koordinatör Yrd: Aslıhan Milli Arıkan
Proje Sekreteri: Evin Amak
Eğitmen Ziraat Mühendisleri: Mizgin Aktaş, Rengin Amak Yılmaz
Proje Tercümanları: Ece Batur, Asya Mahmud
Fotoğraflar: Yunus Dalar, Lütfi Kavak
Proje Şoförü: Mahmut Aktaş
MARDİN
Mardin’in nüfusu 800 bin civarındadır.Ağırlıklı geçim kaynağı tarım, hayvancılık ve sınır ticareti ile birlikteson yıllarda ivme kazanan turizmdir.Tarımda kullanılan girdilerin pahalı olması, iklim koşullarının değişmesi, güvenlik sorunları,çiftçilerin gelişen teknolojiye ayak uyduramaması ve rekabet gücünü kaybetmesi gibi sebepleryüzünden işlenen tarım arazisinde azalma olmakla beraber tarım Mardin ekonomisindekiönemli pozisyonunu korumaktadır.Ortadoğu’daki savaştan dolayı sınır kapılarının kapalı olmasısınır ticaretini imkansız hale getirmiştir.Bölgedeki güvenlik sorunları Mardin’e olan ilgiyi azaltmış ve turizm sektörüdurma noktasına gelmiştir.Eğitim düzeyinin oldukça düşük olduğu Mardin’de toplam nüfusun %13’üokuma yazma bilmemektedir. Türkiye, 3.3 milyondan fazla Suriyeli mülteci iledünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesidir.Mardin nüfusun %12’si kadar (yaklaşık 100 bin) Suriyeli sığınmacıya ev sahipliğiyapmaktadır. Mardin’de işsizlik oranı TÜİK raporlarına göre toplam nüfusun %29’u kadardır.
AMACIMIZ
Geniş tarım alanlarına sahip Mardin’de, iyi tarım uygulamalarına öncülük ederek,hem kuraklığa karşı önlem almak ve sağlıklı gıdaya ulaşılabilirliği sağlamakhem de güçlü bir tarım ekonomisi yaratmak.Yerel tohumla üretim yapan küçük çiftçilere ulaşmak, desteklemek ve yerel tohumla üretimyapabilmelerini sürdürülebilir kılmak.İnsanlara mevcut bilgi, yetenek ve becerilerini kullanarak çalışabilecekleriyeni iş imkanları yaratmak. Bunun için eğitim programları hazırlayarak insanları gelenekselekonomiler içerisinde güçlendirmek.İnsanların bulundukları yerlerde hayatlarının sürdürebilmelerine destek vermek.Önce su, enerji ve gübre istemeyen, toprağımıza en uyumlu yerel tohumu bulmak ve çoğaltmak,bu sayede toprağı ve doğayı yaşatmak, ardından insanı ve kadını koruma altına alarak ilgili kurumve kuruluşlarla işbirliği yaparak onlara istihdam sağlamak.Bu sayede büyük şehirlere göçü önlemek ve bir arada yaşayan yerel halk ve Suriyeli mültecilerintoplumsal entegrasyonunu sağlamak...
PROJE PARTNERİMİZ
Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü UNFAO
FAO’nun teknik ve finansal desteğiyle proje oluşturuldu ve 18 Aralık 2017 tarihinde onaylanarak hayata geçti. Proje kapsamında Suriyeli Mülteciler ve Ev Sahibi Toplulukları için; Toprağı Koruma ve İyi Tarım Uygulamaları, Yerel Ürünlerle Geleneksel Gıda Üretimi, Yerel Tohumların Bulunması ve Çoğaltılması ve Mantar Yetiştiriciliği üzerine, teorik ve işbaşı mesleki eğitimlerin verilmesi karar verildi.